The Washington Post

22.09.2013
Yazdır Paylaş Yazıları Büyült Yazıları Küçült

Washington Post’tan Lally Weymouth’un pazar günü New York’ta gerçekleştirdiği mülakatta, Türkiye Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ABD-Rusya anlaşmasını Suriye krizi için bir çözüm olarak görmediğini ve Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esed’in gitmesi gerektiğini söyledi.

Soru: Kimyasal silahlar konusundaki ABD-Rusya anlaşması hakkında ne düşünüyorsunuz?

Cumhurbaşkanı Gül: Bunu takdir ediyoruz ancak Suriye konusundaki tartışma sadece kimyasal silahlarla ilgili bir tartışmaya indirgenmemeli. Bu, anlaşmanın önemini azaltmaz tabii ki. Diğer taraftan, kimyasal silahlar konusunun ve teknik boyutunun ne olduğunun da farkındayız ve bunun onaylanması gerektiğini de biliyoruz. Önemli olan bu meselenin çok uzun bir zaman dilimine yayılmaması ve ilerlemeyi kontrol edecek mekanizmaların mevcut olmasıdır. Bundan dolayı, BM Güvenlik Konseyi, bu konuyla alakalı olarak net ve açık biçimde tanımlanmış bir mekanizmaya sahip olmalıdır.

Soru: BM Sözleşmesi’nin 7. Maddesinin uygulanmasından mı bahsediyorsunuz?

Cumhurbaşkanı Gül: Evet elbette, 7. madde çerçevesini kastediyorum. Şayet kimyasal silahlarla ilgili bu süreç yürütülür ve ardından sanki Suriye konusuyla ilgili her şey bitmiş gibi davranılırsa, bu son derece yanlış olur ve uluslararası kamuoyu tarafında bir güven kaybına yol açar. ‘Kimyasal silahlar işi halledildikten sonra, işimiz sona ermiştir’ denmemelidir.

Soru: Cumhurbaşkanı Beşar Esed, bu anlaşmayla gücünü korumuş gibi gözüküyor. Bu sizce yanlış mı?

Cumhurbaşkanı Gül: Bu kabul edebileceğimiz bir şey değil. Şunu unutmamamız gerek: Bu olaylar ilk patlak verdiğinde, Suriye halkına büyük umutlar vaadedilmişti. Söylem çok kuvvetliydi ancak eylemler söylemlerle uyuşmadı. Şu ana dek, 100.000 den fazla insan öldürüldü ve nüfusun neredeyse yarısı mülteci durumuna düştü. Bugün, eğer ‘bu iş bizi ilgilendirmez, bu mesele o ülkede kendi aralarında savaşan insanların meselesi’ dersek, başlangıçtaki retoriği sorgulamamız gerek. Şayet olayları kendi akışına bırakırsak, Afganistan’da olan şeylerin Akdeniz’in kıyılarında da gerçekleşme tehlikesi vardır ve kimse buna tahammül edemez.

Soru: Esed iktidarda kalacak gibi gözüküyor.

Cumhurbaşkanı Gül: Kimyasal silahlarla ilgili büyük bir gelişme kaydedildi. Ancak, Suriye’de devam eden savaşa bir çözüm bulunmazsa ve eğer yeni bir düzen ortaya çıkmazsa, size ne olacağını söylüyorum.

Soru: ABD’de kamuoyu, Suriye muhalefetinin aşırı grupların kontrolünde olduğunu söylüyor. İnsanlar Katar’ı, hatta Nusra Cephesi gibi aşırı gruplara silahların Türkiye üzerinden ulaştırılmasına müsaade ettiği için Türkiye’yi suçluyor. Bu suçlamalar adil mi?

Cumhurbaşkanı Gül: Suriye’de aşırı gruplar yoktu. Suriye’de olaylar kendi akışına bırakılırsa, insanlar önce fanatik, daha sonra radikal ve ardından terörist haline geleceklerdir. Olayların başında, daha güçlü bir tepki vermemiz gerekirdi, ancak bu yapılmadı. Olaylar şu ana kadar olduğu gibi devam ederse, 6 ay ya da 1 yıl içinde, çok sayıda insanın dahil olduğu çok iyi yapılandırılmış ve sistematik çalışan grupların ortaya çıktığını göreceğiz. Ve bu grupları dağıtmak çok zor olacaktır. Bunun gerçekleşmesine müsaade edenlerin Suriye’de olacaklar konusunda büyük sorumlulukları olacaktır.

Soru: ABD’yi buna izin vermekle mi suçluyorsunuz?

Cumhurbaşkanı Gül: Hayır. Ben herkesin bunda sorumluluğu var diyorum. Özellikle BM Güvenlik Konseyi’nin 5 daimi üyesinin (P5) ve bütün müttefiklerin. Ta en baştan, gerekli kararlılık gösterilmeliydi. Sadece bir ülkeyi işaret etmiyorum. Ancak, şüphesiz, en güçlü ülke de ABD.

Soru: Son haftalardaki ABD politikasına bakacak olursak-güç kullanmak yerine güç kullanmakla tehdit etmesi- Amerika’nın sizi hayal kırıklığına uğrattığını düşünüyor musunuz? Başkan Obama’nın sizi yarı yolda bıraktığını hissediyor musunuz?

Cumhurbaşkanı Gül: Hayır, böyle olduğunu söyleyemem. Askeri seçenek elbette ki son çaredir. Diplomasinin işlemesine izin vermek elbette daha iyidir. ABD’yi ayrı tutarak sorumlu göstermek değil kastım. En başından beri, Suriye konusunda iyi hesaplanmış bir siyasi strateji oluşturulmadı. Siyasi stratejiden yoksun bir askeri müdahale olumlu bir netice vermeyecektir. Mutlaka kapsamlı bir siyasi strateji gereklidir.

Soru: Bence Kongre’nin Suriye muhalefetine yardımda isteksiz olmasının bir sebebi Türkiye’nin, Nusra Cephesi gibi radikal gruplara yardıma müsaade ettiğine dair raporların olması. Yanılıyor muyum?

Cumhurbaşkanı Gül: Bunu söyleyenler tamamen yanılıyor; basiretten yoksun ve bizi tanımayan insanlar. Böyle bir suçlamayı kesinlikle kabul edemem ve bunu olaylardan uzaklaşmak ve bir şey yapmamak için ileri sürülen bir bahane olarak gördüğümü söylemeliyim.

Soru: Kongre’de tartışılan bir başka konu da Suudiler’in ve Katar’ın Suriye’deki radikal gruplara yardımda bulunması ve Türkiye’nin bu yardım ve silahların sınırlarından geçmesine izin verdiğiydi.

Cumhurbaşkanı Gül: Bu aşırı gruplar Türkiye’ye gelmiyor. Ancak ılımlılar-demokrasi için çaba gösterenler-Türkiye’de bir araya geliyor. Ilımlılara yardım konusunda çok öne çıktık. Dolayısıyla, eğer bu takdir edilmiyor ve bilakis yapmakta olduğumuz şeyin tam tersiyle suçlanıyorsak, bunu da yine olaylardan uzak durmaya çalışanların ileri sürdüğü bahane olarak görüyorum.

Soru: Başkan Obama yönetiminin, İsrail Türkiye’den 2010’daki Mavi Marmara olayı konusunda özür diledikten sonra, hala Türk-İsrail ilişkilerinde bir ilerleme kaydedilmemiş olmasından dolayı hayal kırıklığı yaşadığını düşünüyorum. Türk-İsrail ilişkilerinde ilerleme için bir umut var mı?

Cumhurbaşkanı Gül: O anlaşmaya uygun olarak, delegeler arasında görüşmeler sürüyor. Belli bir toplantı takvimleri var….Bu, özrün dışında başka ilişkimizin olmadığı anlamına gelmez. Milli gün ve kutlamalarda, resepsiyonlarımıza katılıyorlar. Toplantılar da olumlu yönde ilerliyor.

Soru: Yani ilişkiler bir gün yoluna kaldığı yerden devam edebilir mi?

Cumhurbaşkanı Gül: Her şey rayına oturuyor.

Soru: Avrupa Birliği konusunda bazı olumlu açıklamalarda bulundunuz.

Cumhurbaşkanı Gül: AB, Türkiye için son derece önemlidir-bu husus, Türkiye için stratejik değerdedir. Üyelik müzakereleri devam ediyor fakat yavaş ilerliyor. Türkiye için AB üyeliği, stratejik bir hedeftir.

Soru: ABD-İran arasındaki nükleer konusunun geleceğini nasıl görüyorsunuz? Olumlu mu bakıyorsunuz?

Cumhurbaşkanı Gül: Yeni seçilen Cumhurbaşkanı’nın İran’da yeni bir dönem başlattığı açık. ABD-İran ilişkilerinde bir ilerleme kaydedilirse şaşırmam.

Soru: Tekrar Esed'a dönecek olursak, Suriye’nin kimyasal silahlarını teslim etme konusunda verdiği sözü tutacağına inanıyor musunuz?

Cumhurbaşkanı Gül: Şayet BM kararı, 7. madde dahilinde hiçbir şekilde yanlış yorumlanmaya yol açmayacak şekilde net ve kesin olursa, o zaman bu anlaşmaya uyacağı konusunda umutlu olabiliriz.

Soru: Ancak Ruslar böyle bir anlaşmayı desteklemeyeceklerini söyledi.

Cumhurbaşkanı Gül: Bu durumda, sonucun ne olacağı konusunda kimse kendisini kandırmasın. Kararın dili son derece açık ve anlaşılır olmalı.

Soru: Yani Esed gitmeli mi?

Cumhurbaşkanı Gül: Bu kadar kan döktükten sonra, birinin hala iktidarda kalacağını kim düşünebilir?

Soru: Ama dünyayı bu konuda ikna etmeniz gerekmiyor mu?

Cumhurbaşkanı Gül: Bu yüzden, P5 ülkeleri ve komşular üzerinde yoğunlaşıyorum. Zira eğer bu ülkeler bir araya gelir ve çok çalışırsa, bu krizden çıkmak için siyasi bir yol bulunabilir.

Soru: Bu siyasi çıkış Rusya’yla mı yoksa Rusya’sız mı olacak?

Cumhurbaşkanı Gül: Her zaman Rusya’nın ve İran’ın bu sürecin bir parçası olması gerektiğini vurguladım. En başından beri, hem Rusya’nın hem de İran’ın Suriye hususunda, pozisyonları bakımından ne kadar sadık olduklarını gözlemledim - hatta diğer ülkelerden daha fazla sadık olduklarını gördüm.

Soru: Kazanan onlarmış gibi gözüküyor.

Cumhurbaşkanı Gül: Bu konunun bir kazananı olduğu kanaatinde değilim. Bence herkes kaybediyor. ABD güçlü bir ülke; sadece bu gücünü uygulamaya koyması gerekiyor. Güçlü olan ülkeler, bu güçlerini son çare olarak gösterir.

Soru: Sizce Mısır ve Türkiye’nin ilişkilerini güçlü tutmaları önemli mi?

Cumhurbaşkanı Gül: Elbette önemli; zira Türkiye ve Mısır Akdeniz’de önemli iki ülke. Türk halkı ve Mısır halkı, mevcut konulardan bağımsız olarak, birbirlerine karşı derin bir muhabbet besler ve birbirlerine saygı duyar. Devrimden önce de Mısır halkıyla iyi ilişkilerimiz vardı.

Soru: Cumhurbaşkanlığına tekrar aday olacak mısınız?

Cumhurbaşkanı Gül: Bunun için daha vakit var. Tam olarak 1 yıl var. Doğru zaman geldiğinde, gerekli açıklamaları yaparım.

Soru: Şayet Esed kalırsa, Türkiye’nin ciddi bir mülteci krizi meselesi var demektir.

Cumhurbaşkanı Gül: Mülteci konusu çok ciddi bir mesele. Şu ana kadar, Türkiye’de 500.000 Suriyeli mülteci var ve bunların 200.000’i kamplarda. Türkiye, bu sığınmacılara her türlü ihtiyaçlarını sağlıyor ve şu ana kadar bu süreç 1 milyar dolardan fazla bir paraya mal oldu. Bu durum kesinlikle bizim onurumuz. Dolayısıyla, bu durum bu şekilde devam edecektir. Dışardan çok anlamlı bir katkı gelmedi. Süreç uzarsa, hem sığınılan ülke hem de sığınmacılar için ciddi bir sorun olacaktır. Ülkelerine geri dönerek aidiyet hislerini korumaları için bir çözüme ihtiyaç var.

Suriye’deki savaşın durması ve insanların geri dönmek için ülkelerini güvenli bulmaları son derece önemli. Bu konuda bir çözüm bulunması adına birlikte çalışmamız gerek.

Soru: Peki, peki bir çözüm bulunabileceğine inanıyor musunuz?

Cumhurbaşkanı Gül: Şayet herkes bu işe kararlı bir şekilde dahi olursa, bir çözüm bulunabileceğini elbette düşünüyorum.

Soru: Laik muhalefetin şansının olmadığını zira El-Kaide’nin çok daha güçlü olduğunu söylüyorlar. Siz laik muhalefetin bir şansının olduğuna inanıyor musunuz?

Cumhurbaşkanı Gül: Söylediğim gibi, en başından beri anlamlı ve kararlı bir destek olsaydı, şu an endişe ettiğimiz bu tip yapılanmalarla karşılaşmazdık. Bence, eğer şu anda Suriye konusunda kesin ve net bir pozisyon alınmazsa, gelecek çok daha kasvetli olacaktır.

 

Yazdır Paylaş Yukarı