T.C. Vaşington Büyükelçisi Namık Tan Tarafından Verilen 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı Resepsiyonunda Yaptıkları Konuşma

19.05.2012
Yazdır Paylaş Yazıları Büyült Yazıları Küçült

Türkiye-Amerikan Topluluğunun Değerli Mensupları,

Dost ve Akraba Topluluklardan Kıymetli Kardeşlerim,

Değerli Amerikalı Dostlarımız,

Hepinize önce iyi akşamlar diliyorum ve hoş geldiniz diyorum. Her ne kadar esas ev sahibi sizlerseniz de, bugün burada ev sahipliğini biz yapıyoruz ve onun için hepinize hoş geldiniz diyorum. Sizleri burada görmekten ve sizlerle beraber olmaktan, ben, eşim ve benimle beraber olan değerli bakanlarımız, Dışişleri Bakanımız, Savunma Bakanımız, hepimiz de büyük bir memnuniyet duyuyoruz.

Biraz önce de söylendiği gibi, uzun yıllardan sonra Chicago’da bir Türk Cumhurbaşkanı var. Bu tabii bizim için hayli unutulmaz bir anı olacaktır. Biraz önce, “44 yıl önce Günay diyorlardı ama, sana şimdi Günay Bey diyeceğim” dedim. Gelmeden önce de bana, herhalde Chicago Sun Gazetesindeki küçük bir resmi Özel Kalem Müdürü göstermişti. Cevdet Sunay Cumhurbaşkanı, ona çiçek veriyorsun, elini öpüyorsun. Şimdi doğrusu artık yılların nasıl geçtiğini hep beraber görüyoruz.

Bugün 19 Mayıs, Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı. Bu bayramı, bugün Amerika’da sizlerle beraber kutluyoruz. Bu da ayrı bir mutluluk kaynağı. 19 Mayıs, bildiğiniz gibi, tarihimizin çok zor dönemlerinde, var olma, yok olma mücadelesini verdiğimiz dönemlerde, büyük Atatürk’ün Samsun’a çıkıp, istiklal mücadelesini başlatmasıdır.. Samsun’dan sonra birçok Anadolu toprakları gezildi ve nihayet büyük mücadele verildi. Ve büyük Osmanlı İmparatorluğu, Türk İmparatorluğu sona erdi. Onun yerine yeni Türkiye Cumhuriyeti kuruldu. Neredeyse yüzyıl oluyor. Ve bugün hepimiz büyük bir gururla Türkiye Cumhuriyeti’nin vatandaşları olarak, ülkemize hizmet, halkımıza hizmet için, elimizden geleni hepimiz yapıyoruz. Bu vesileyle başta Atatürk olmak üzere, onun bütün silah arkadaşlarını ve bütün şehitlerimizi, sadece İstiklal Harbi içerisinde değil, ondan önceki ve bugün de yine ülke için millet için en değerli varlığını veren bütün şehitlerimizi, şükranla, minnetle ve rahmetle anıyorum.

Değerli Misafirler,

Türk-Amerikan ilişkileri, çok önemli. Türk-Amerikan ilişkileri, ikili ilişkilerimizde olduğu gibi, NATO içinde de tabii ki çok önemli. Yine biliyorsunuz, bu seyahatimiz bizim, NATO Zirvesi vesilesiyle yapılıyor. Başkan Obama Chicago’lu, buralı biliyorsunuz. Dolayısıyla bu zirvenin ABD’nin ev sahipliğinde yapılmasını, kendi şehrinde yapılmasını istedi ve daveti bu şekilde yaptı. Ve bu vesileyle buradayız.

Aslında bu toplantıya NATO’nun 28 üyesi olmasına rağmen, 60’a yakın ülke katılıyor. Başka vesilelerle davet edilen ülkeler var. Bizim için ise, bu toplantının ayrı bir önemi daha var. Biz, NATO üyeliğimizin 60. yılını kutluyoruz. Biz 60 yıl önce, 1952 yılında NATO’ya üye olmuştuk. O zaman 5-6 tane üyesi vardı NATO’nun. Bir de biziz. O zamandan bugüne genişledi ve o zaman NATO’nun ve bizlerin de düşmanı olan birçok ülke bizim müttefikimiz haline geldi. İttifakın içinde yer alıyorlar ve bizimle beraberler. Bunun da tabii ki ayrıca bir sevinç kaynağı, mutluluk kaynağı olması gerekir, NATO’nun başarısını gösterme açısından. Ama Türk-Amerika ilişkileri, çok eski ilişkilerdir. Herkes bunun Kore Savaşıyla başladığını zanneder. Kore Savaşında, hürriyet için, özgürlük için, Koreli dostlarımızın yardımına koşarak verdiğimiz şehitler var. Büyük kahramanlıklar tabii ki gerçekleştirmişiz. Kore’de hâlâ bu bilinir ve Koreliler Türkleri kan kardeşi olarak bilir. Ve bunu hiç unutmazlar. Ama Türk-Amerika ilişkileri, aslında çok eskilere kadar gider. O kadar eskilere kadar gider ki, bunu aslında ABD’de yaşayan sizler çok iyi bilirsiniz. Washington Anıtını biliyorsunuz, 169 metre yüksekliğinde. Gitmeyenler, resimlerinden biliyorlar. Onun 58. metresine çıktığınızda, orada 31. Osmanlı Sultanı Abdülmecid Han’ın nişanesini görürsünüz. Yani 100 yıl, 150 yıl önceye kadar gittiğimizde, dünyanın en büyük devletlerinden birisi olan Osmanlı Devletinin sultanının nişanını görürsünüz. Başka bir şey daha var, Kongre binasındaki Temsilciler Meclisi’ni ziyaret ettiğinizde, balkona gittiğinizde, 23. Kapısının üstünde mermer bir plaka üstünde Kanuni Sultan Süleyman’a ait bir rölyef de var.

Bütün bunlar şunu gösteriyor: Birçok tarihi gerçekler var ki, Türk-Amerikan ilişkileri aslında çok eski yıllara kadar gider. 1950’den sonra, Türkiye NATO üyesi olduktan sonra, ABD ile Türkiye arasındaki ilişkiler, her bakımdan çok önemlidir ve Türk dış politikasının da çok önemli sütunlarından da birisini oluşturur.

İki ülkenin dostluğu, demokrasi, insan haklarına saygı, hukukun üstünlüğü, serbest piyasa ekonomisi gibi değerler üzerinde yükselmektedir. Zaman zaman belki ittifakımız, dostluklarımız, zayıflasa da, daima önemini ve stratejik önemini korumuştur. Bugün de model ortaklık şeklinde sınıflandırdığımız ve değerlendirdiğimiz, tarif ettiğimiz çok yakın bir işbirliğimiz vardır.

Dışişleri Bakanlığı yaptığım dönemde de, Cumhurbaşkanlığı döneminde de Amerikalı dostlarımızla, başkanlarla, dışişleri bakanlarıyla, senatörlerle, milletvekilleriyle bir araya geldiğimizde, hep onlara şunu söylerim: “ABD, süper bir devlet. Dünyanın birçok bölgesiyle ilgilenir ve birçok olaylarla ilgilenir. Bunları şöyle kağıda yazdığınızda göreceksiniz ki, bu ilgilendiğiniz konularla, en çok ilgilenen ülkelerden birisi de Türkiye’dir. Başka bir kağıda da biz hangi konularla ilgileniyoruz diye yazdığımızda, o kadar çok benzerlik çıkacaktır ki.” Afganistan’dan Ortadoğu’ya, Balkanlar’dan Akdeniz’e, Kafkaslar’a, Irak’tan Suriye’ye, terörle mücadeleden enerji meselelerine, NATO’dan Kosova’ya kadar, aklınıza ne geliyorsa saydığınızda, ABD’nin çok önem verdiği bütün bu konuların içerisinde Türkiye de vardır. Dolayısıyla, Amerika’nın nezdinde de daima Türkiye önemli bir ülke olmuştur. Demin söylediğim gibi, zaman zaman zayıflamış olsa bile çok kısa dönemlerde, ilişkilerimiz daima güçlüdür ve bugün de güçlü olarak devam edecektir. Bunu değerini hem biz hem de Amerikalılar çok iyi biliyorlar.

Son dönemlerde dünyanın çok sıcak konuları, maalesef Türkiye’nin etrafındaki coğrafyada oluyor. Dolayısıyla bu olayları en iyi bilen, bu olayları en iyi analiz edebilen ülke de Türkiye’dir. O bakımdan bütün müttefiklerimizin gözünde Türkiye’nin değeri hiçbir zaman azalmamakta, daima güçlü olmaktadır.

Değerli Misafirler,

Sizler Amerika’da yaşıyorsunuz. Burada yaşarken, bir noktada Türkiye’yi burada temsil ediyorsunuz. Bugün, Türk-Amerikan Dernekleriyle, -ki yöneticileri hep aranızda- Üniversitelerdeki Türk Öğrenci Dernekleri Başkanlarıyla buluştum, konuştum, onlara da hep söyledim. Birlikten kuvvet doğar, bu bizim bir sözümüz. Aslında buna benzer söz bütün dillerde vardır. Dolayısıyla burada herkes, kendi coğrafyasında büyük bir ülke olduğu için bunu söylüyorum, yani eyaletlerde illerde faaliyet gösterirken, Türkiye söz konusu olduğunda da hepiniz enerjinizi toparlayabilmeniz gerekir.

“Türkiye’yi burada temsil ediyorsunuz” dedim. Burada aslında üniversitelerde, iş dünyasında, başka alanlarda, Türkiye’yi temsil eden çok değerli vatandaşlarımız var. Türkiye’nin son yıllarda ne kadar değiştiğini de eminim sizler takip ediyorsunuz. Türkiye, özellikle son yıllarda, televizyonlarda, gazetelerde, daima gündeme gelirken, çoğunlukla pozitif olarak geliyor ve Türkiye imajı eminim ki sizleri de gururlandırıyordur. Zaman zaman eski yıllarda ekonomik krizlerle veya bazı büyük bunalımlarla gündeme gelen Türkiye, bugün tam tersine başarılarıyla, kazançlarıyla ve katkılarıyla hep gündeme gelmekte. Sizler, bulunduğunuz çevrede bunu en çok fark edenler olmalısınız.

Türkiye’yi temsil ediyorsunuz; Türkiye’yi temsil ederken, aslında Türkiye’ye uzakta da olsa en büyük hizmeti yapıyorsunuz. Çünkü güçlü bir ülkede, dünya politikalarında söz sahibi olan bir ülkede, sizlerin faaliyetiniz, etkinliğiniz, varlığınız, bizim için büyük bir avantajdır. Sporcularımız, basketçilerimiz; Mehmet ile Ömer buradaydı, diğerleri de hepsi bizim burada arkadaşlarımızdır. Üniversitelerdeki çok değerli bilim adamlarımız, -ki sayıları çok- iş dünyasındakiler, kültür alanında faaliyet gösterenler, bizim çok gurur duyduğumuz kişilerdir. Sizler bütün bu çalışmaları yaparken, farkına varmadan, Türkiye’ye de çok büyük hizmetlerde bulunuyorsunuz. Bütün bunlardan dolayı hepinize başarılar diliyoruz. Bunların çoğalmasını arzu ediyoruz.

Biraz önce Büyükelçimizin de söylediği gibi, siyasette görünürlüğünüzün ve varlığınızın da yine giderek artmasını istiyoruz. Bazı teşebbüsler var, bunları biliyoruz. Şunu unutmayın ki: Bu ülke, çoğulculuğa inanan bir ülke. Herkes farklı kültürden, farklı ırktan, farklı dinden olabilir ama, kurallara uyduğu süre içerisinde herkes saygındır. Ve herkesin de önü açıktır. Dolayısıyla burada kendi kimliklerinizi korurken, Türkiye ile ilişkilerinizi en güçlü bir şekilde devam ettirirken, bu ülkede de yükselmek ve başarılı olmak mümkündür. Ne kadar çok başarılı olursanız, o kadar çok sizlerle gurur duyarız. Hem kendinize hem ailenize hem de Türkiye’ye ve tabii ki bulunduğunuz ülkeye hizmetiniz olur. Bütün bunlar içerisinde de yakın ilişki içinde olursanız; birbirinizi korursanız; özellikle buraya yeni gelen akrabalarınız var, buraya yeni gelen dostlarınız var, onlara hep sahip çıkarsanız; -ki burada görüyorum, Ahıska Türkleri başta olmak üzere, Balkanlar’dan gelenler, dünyanın başka coğrafyasından gelenler- bütün bunlarla ilişkilerinizi ne kadar çok geliştirirseniz; sizler de burada o kadar çok güçlü olacaksınızdır.

Ben, eşimle birlikte sizlerle beraber olmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. Bir kez daha Bayramınızı kutluyorum. Hepinize başarılar diliyorum. Burada olmayan bütün diğer dostlarımıza da gittiğinizde selam ve sevgilerimizi iletirseniz, bundan da çok memnun olurum. Sağolun, varolun.

 

 

Yazdır Paylaş Yukarı