Kültür ve Turizm Bakanlığı 2010 Yılı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü Töreni’nde Yaptıkları Konuşma

09.02.2011
Yazdır Paylaş Yazıları Büyült Yazıları Küçült

"Değerli Konuklar,

Türk Kültür, Sanat ve Bilim Dünyasının Çok Değerli Mensupları,

Her şeyden önce hepinize sevgilerimi, muhabbetlerimi sunuyorum. Bugün Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın 2010 yılı Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri Töreni’nde sizlerle beraber olmaktan gerçekten büyük bir onur duyuyorum ve gerçekten büyük bir mutluluk duyuyorum. Değerli hocalara takdim edilen bütün bu ödüller, aslında kıymetbilirliğin, takdirin ve önem vermenin bir işareti. Bunların hepsi semboliktir. Aslında bir devletin yapması gereken işlerin başında da bu gelmektedir; sahiplenmek. Bu tören ve burada verilen ödüller, devletimizin kültür, sanat, bilim insanlarımızı ne kadar çok sahiplendiğinin bir işaretidir ve bu işaretten feyz alan herkes, eminim ki, aynı tavrı gösterecektir. Devlet kurumlarımız, özel sektörümüz, diğer bütün Türk toplumu bunu yapacaktır. Bundan dolayı büyük bir memnuniyet duyuyorum gerçekten.

Türkiye kültürel açıdan zengin olan bir ülke. Aslında, Anayasamıza baktığımızda da, Türkiye’nin kültür mirasının korunmasını bize bir görev olarak veriyor. Kültür dediğimizde de tabii ki çok geniş bir alandan bahsediyoruz. Bazen bu bir destandır; bazen folklordur; bazen şu anda içinde yaşadığımız surlar, saraylardır; bazen de yerin altındaki bütün arkeolojik zenginliktir veya da çok geniş bir alandır. Dolayısıyla, bütün bu alanların korunması, sadece Türk insanına değil, bütün insanlığa sunulması; hepimizin görevidir. Bunda en çok görev, şüphesiz ki, devlete düşmektedir. Devlet adına da Kültür ve Turizm Bakanlığı bunu yapmaktan sorumludur ve son yıllarda özellikle yapılan çalışmalar, gerçekten takdire şayandır. Bundan dolayı Sayın Bakanı, hükümeti gerçekten tebrik ediyorum.

Demin söylediğim gibi, Türkiye çok zengin, ama Türkiye’nin en zengin olduğu konulardan birisi, arkeolojik zenginliktir, yerin altındaki zenginliktir. Dünyanın her ülkesinin kültür alanında birçok zenginlikleri var. Ama Türkiye ile arkeoloji konusunda, yerin altındaki zenginliği açısından mukayese edilecek ülke sayısı da herhalde çok azdır. Bunu en iyi, burada bulunan sizler biliyorsunuz. Buradaki büyük bir çoğunluğun arkeologlar olduğunu gördüğüm için bunu söylüyorum. Bunu en iyi şüphesiz ki bilenler, sizlersiniz. Sizler, tarihi, geçmişi aydınlatıyorsunuz. Tarihçiler, yazılı metinlere bakarak aydınlatıyor, sizler ise çok daha derinliklere gidiyorsunuz, tarihin çok daha başlangıcına gidiyorsunuz ve bu şekilde aydınlatıyorsunuz. Bu konuda Türkiye’nin coğrafi konumu ve gelmiş geçmiş bütün medeniyetler açısından baktığımızda da, gerçekten olağanüstü bir zenginlik yaşamaktayız. “Ol mâhiler ki, derya içredir, deryayı bilmezler.” misali, bazen zenginliklerimizin farkında olmuyoruz, bazen çiğnediğimiz toprakların altında neler var, ne büyük hazineler var, bunun farkında olmuyoruz. Bazen şehirlerin içine sıkışmış, bazen gecekonduların veya beton binaların içine sıkışmış çok gerçekten değerli eserlerin, fanus içerisinde korunması gereken eserlerin farkında olmuyoruz. Ama memnuniyetle yine ifade etmek isterim ki, son yıllarda bu yönde de büyük bir bilincin oluştuğunu görüyoruz. Verilen rakamlar, Sayın Bakanın verdiği rakamlar, bunu en açık bir şekilde göstermektedir.

Bu konuda ben de doğrusu, olağanüstü bir dikkat göstermeye çalışıyorum. İl ziyaretleri yaptığımda, tarihi eserleri veyahut da o ilin arkeolojik zenginliklerini özellikle gidip, görüp; herkesin bilmesi, takip etmesi ve olağanüstü bir ihtimam göstermesini sağlamak istiyorum. Yine, Müzeler Günü vesilesiyle yaptığımız bir Çankaya Sofrası'nda, aranızdan değerli temsilciler, birçok arkeolog da vardı. O zaman da, Işık Bey’in ifade ettiği Türk Arkeoloji Enstitüsü konusu dile getirilmişti, konuşmuştuk. Hatta bir enstitü veya akademinin kurulmasını, Cumhurbaşkanlığı’nın buna önderlik etmesini konuşmuştuk ve talimatlar vermiştim. Doğrusu, çalışmalar hangi noktaya geldi, tam bilemiyorum. Ama bu toplantıdan sonra bununla ilgili tekrar bütün çalışmaları gözden geçirip, bunu en kısa süre içerisinde gerçekleştirmemiz gerektiğine inanıyorum.

Bu zenginlikler ancak günışığına çıkarsa ve insanlığa sunulursa, o zaman değeri bir kez daha anlaşılmış oluyor. Bunları korumak, bunları en iyi şekilde yaşatmak, hepimizin tabii ki görevidir.

Kültür ve Turizm Bakanlığı, bugün bu tören vesilesiyle, -konuşmamın başında da söylediğim- kıymetbilirliği göstermiş oldu. Cumhurbaşkanlığı’nın Kültür ve Sanat Ödülleri de aslında bu yönde yapılan bir faaliyettir. Biraz önce şükran belgesi verilen Sayın Prof. Erkanal; sizin çok tehditler altında kazılarınıza, çalışmalarınıza devam ettiğinizi, biraz önce Kültür Bakanımız bana anlattı. Sayın Waelkens, sizin Burdur’da ortaya çıkarttığınız eserleri ben Burdur il ziyaretimizde gördüm geçen sene. Gittim, müzeyi ziyaret ettim ve gerçekten burada da gösterilen bu eserleri gördüm ve tabii ki inanılmaz, göz kamaştırıcı hazineler bunlar. Bundan dolayı çok teşekkür ediyoruz tabii. Türkiye’nin zenginliklerini ortaya çıkartarak Türkiye’ye en büyük hizmetlerden birisini yapıyorsunuz. Sayın Omura’yı da, uzun süredir tanıyorum.. Hem Kaman’da yaptıkları çalışmaları, vaktiyle gittim, gördüm hem Japonya ziyaretimde benimle beraber bulundunuz. Dışişleri Bakanlığım sırasında da bütün faaliyetlerinizi hep takip ettim.

Dolayısıyla, bu ödüller, gerçekten hepsi yerini bulmuştur. Ama esas ödülleri verdiğim Sayın Prof. Halet Çambel Hanımefendi ve Prof. Nimet Özgüç Hanımefendi, gerçekten hepimizi olağanüstü etkilemişlerdir. Eminim ki, büyük bir çoğunluğunuz da bu iki değerli hocaların talebelerisiniz. Türk arkeoloji tarihine, Türk arkeoloji dünyasına en büyük katkıyı veren iki değerli bilim insanının, hayat hikâyeleri baştan heyecan veriyor. Ben şöyle okuduğumda özgeçmişlerini, 50 yıldır, yarım asır boyunca profesörler. Bu kadar uzun bir süre profesörlük unvanını taşıyan bilim adamı sayısı kaç tane var, onu bilmiyorum. Ama o günden bugüne, heyecanla çalışıyorlar. Bu yaşlarında da bu heyecanı sürdürdüklerini yakinen biliyorum. Kendilerine milletimiz, devletimiz adına şükranlarımızı hep sunuyoruz. Kendilerine çok daha uzun ömürler diliyoruz.

Eminim ki, yetiştirdiğiniz öğrencilerinizin başarılarını görmek, hepimiz gibi, sizleri en çok onurlandırıyordur, en çok siz kıvanç duyuyorsunuzdur. Sizlere sağlık diliyorum, uzun ömürler diliyorum ve bütün yaptığınız hizmetler için tekrar devletimiz adına teşekkür ediyorum. Hepinize başarılar diliyorum. Kültür ve Turizm Bakanlığımıza da bu çalışmalarından dolayı ayrıca teşekkür ediyorum. Sağ olun."

Yazdır Paylaş Yukarı