Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri Töreni'nde Yaptıkları Konuşma

15.12.2010
Yazdır Paylaş Yazıları Büyült Yazıları Küçült

Değerli Misafirler,

Değerli Kültür, Sanat ve Bilim İnsanları,

Hepinize hoş geldiniz diyorum. Aslında bir senenin daha sonuna gelmiş vaziyetteyiz. Her sene sonunda, aralık ayında, Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri merasimlerini yapıyoruz. Onlardan birini bugün gerçekleştirdik ve değerli ödül sahiplerine ödüllerini verdik ve kendileriyle ilgili de, zaten kendilerini takip edenler çok iyi biliyorlar, ama burada bir kez daha kendilerinin kısa bir geçmişlerini ve başarılarını gözden geçirdik.

Ben hemen sözlerimin başında Sayın Cemal Kafadar’ı, Sayın Ergin İnan’ı ve Sayın Oya Eczacıbaşı’nı tekrar tebrik ediyorum, başarılarının devamını diliyorum.

Tabii ki bir ülkenin veya bir toplumun büyümesi, gelişmesi veya çok geniş anlamda zenginleşmesi; sadece ekonomik faaliyetlerinin artması ve ticari rakamlarının artması, imar faaliyetlerinin artmasıyla olmuyor. Kültür, sanat ve bilim alanındaki faaliyetlerin, bu yöndeki aktivitelerin varlığı, o ülkenin ve o toplumun zenginliğinin derinliğini ve esasını teşkil ediyor. O bakımdan, kültür, sanat ve bilimsel faaliyetlere gerçekten çok önem veriyoruz, çok takdir ediyoruz. Ve Cumhurbaşkanı olarak ve Cumhurbaşkanlığı olarak da, bunu her sene verdiğimiz bu ödüllerle, Türkiye’nin yetiştirdiği bu değerleri tanımak, takdir etmek, bütün dünyaya ve Türk halkına onları bir kez daha tanıtmak şeklinde gerçekleştiriyoruz.

Şu bir gerçek ki: Türkiye’de son yıllarda kültür, sanat ve bilim alanlarında çok büyük bir faaliyet var. Çok sayıda yayınlar yapılıyor. Bu yayınlar, yerli ve yabancı yayınlar. Büyük tercümeler yapılıyor. Ama belki de uzun yıllardan sonra, ilk defa veyahut da belki de ilk defa Türkiye’nin değerli sanatçılarının her daldaki eserleri, yabancı dillere de çevriliyor ve dışarı da yayın yapılıyor. Bugün dünyanın hangi büyük şehrine giderseniz, hangi kitapevine giderseniz, bir Türk yazarın kitabını bulabilirsiniz, alabilirsiniz. Aynı şekilde sinemada, tiyatroda, müzikte, birçok alanlarda çok büyük başarılar elde ediliyor ve çok büyük ödüller alınıyor. Türk ressamların sanatları, eserleri, dünyanın büyük galerilerinde çok büyük ilgi görüyor. Bütün bunlar bana şunu hatırlatıyor: Tarih kitaplarını hatırlayacağız, ortaokul, lise tarih kitaplarında, siyasi tarihle ilgili konular yazıldıktan sonra, bir de arkasında kültür ve sanat tarihi bölümü olurdu, herhalde şimdi yine vardır. Yükseliş devirlerinde, en itibarlı devirlerde, o kültür ve sanat kısmı çok geniş olur, çok büyük olur, kalıcı şeyler vardır. Bugün doğrusu Türkiye’de ben bunu görüyorum. Türkiye her bakımdan itibarı yükselen, her bakımdan takdir edilen ve her bakımdan değeri artan bir ülke haline geliyor ve bu sadece ekonomisiyle, diğer faaliyetleriyle, siyasi ağırlığıyla değil, aynı zamanda kültür, sanat ve bilim alanındaki faaliyetleriyle de böyle oluyor. Bunu ileride çok daha fazla tabii ki göreceğiz.

Nasıl dünya kültür mirası, tarihi kültür mirası listesinde Türkiye’den birçok eserler varsa ve geçmişte bu topraklarda yaşayan insanlar nasıl eserler bıraktıysa, bugünün sanatçıları, bilim adamları da bugünün çağdaş, evrensel kültür-sanat hayatına çok büyük değerler katıyorlar. Yıllar geçtikten sonraki işte kültür mirasının temelleri bugün için atılmış oluyor. O bakımdan, Türkiye’nin en büyük zenginliğini burada görüyorum.

Şüphesiz ki, bunun en iyi şekilde gerçekleşmesi için de özgürlükler, demokrasi, serbestlik; bunlar, bunun esas temelidir. Eğer böyle bir iklim olmazsa, o zaman kültür, sanat ve bilim faaliyetleri, en geniş şekilde,en derin şekilde ve evrensel şekilde başarı gösteremez. O açıdan, demokrasinin genişliği, özgürlüklerin genişliği her zaman bizim için çok önemlidir. Doğrusu ben de Cumhurbaşkanı olarak daima bunların hamisi, bütün bu değerlerin koruyucusu ve öncüsü olmaya devam edeceğim ve çok önem vereceğim.

Bugün, ödül kazanan Türkiye’nin çok değerli sanatçıları ve bilim insanlarını bir kez daha tebrik ediyorum. Cemal Kafadar Bey, tarih konusunda dünyanın en önemli üniversitelerinde, tarih kürsülerinde öğretiyor, ama Türkiye’yle irtibatı hiç kopmamış. Bir şekilde biliyorum, orada da etrafında hep Türk gençlerine çok büyük imkânlar sunuyor. Doktora yaptırdığı, master yaptırdığı gençlerin içerisinde çok başarılı gençler var, buna çok önem veriyor.

Ayrıca, memnun edici olan bir şey var, tarih bilinci Türkiye’de çok gelişiyor. Hem popüler tarih hem akademik tarih açısından televizyonlarda yapılan tarih programları; değerli tarihçilerin, bilim adamlarının  katıldığı programlar, belki de en çok onlar seyrediliyor. Gazetelerin, dergilerin tarih sayfaları çok takip ediliyor. Ayrıca, yazılan kitaplar ve popüler bir üslupla ele alınan tarih kitapları, tahmin ediyorum ki bunlar çok satan kitaplar. Bu tabii ki bize ayrı bir derinlik, ayrı bir bilinç ve geleceği okuma, değerlendirme, analiz etme açısından da çok ayrı bir güç veriyor. O bakımdan, hepimiz çok sevinebiliriz; tarihin Türkiye’de tekrar değeri anlaşılıyor. Buna katkısı olanları tebrik ediyorum, başta tabii ki değerli Prof. Cemal Kafadar olmak üzere.

Resim alanında da Sayın Prof. Ergin İnan ödül kazandı. Son günlerde sizin verdiğiniz söyleşileri okuduğumda, doğrusu, resimlerinizi şimdi daha çok anlıyorum baktığımda. Yani eşim benden daha çok resimle ilgileniyor ve sizin birçok resimleriniz, gerek konutta gerek burada sergileniyor. Ama resim konusunda da Türkiye’de böyle büyük bir ilginin olduğunu, itiraf edeyim ki, birkaç hafta önce İstanbul’da gittiğimiz Çağdaş Sanat Fuarı'nda gördük. Eşimle beraber gittiğimizde, büyük bir kalabalık vardı, hemen İnönü Stadı’nın üstünde. Açıkçası, İnönü Stadı’nda bugün maç yok diye düşündüm ama büyük bir stadın dağılımındaki büyük bir kalabalık vardı. Sonra gittiğimizde, gördük ki herkes resim sergisine gelmiş ve bütün galerileri geziyorlar. Çok heyecan verici ve gerçekten çok gurur verici bir manzaraydı. Türkiye’nin her kesiminden, her yaştan, her tip insan resim galerilerinin arasında, büyük bir kalabalık; resme gösterilen ilgiyi orada gördüm. Türkiye’nin çok değerli ressamlarının dünyanın büyük galerilerinde resimleri sergileniyor. Onlara biçilen değerler ne kadar yüksek, gazetelerde konu oluyor. Bu da şunu gösteriyor ki: Demek ki bu alanda çok daha değerli sanatçılar ortaya çıkacaktır.

Tabii, müzeciliğe siz yeni bir soluk kazandırdınız “İstanbul Modern” olarak. Şüphesiz ki, kamu size bu imkânı sundu, ama onu değerlendiren siz oldunuz. Sadece muhafaza edilen ve sergilenen bir müzecilik anlayışının ötesine geçilmesinde önemli katkısı bulunan İstanbul Modern, müzeciliğe büyük bir dinamizm kazandırdı, büyük bir aksiyon oldu. Yüz binlerce insan bildiğim kadarıyla, İstanbul Modern’i geziyor ve bu anlamıyla İstanbul’a ayrı bir zenginlik kattınız ve bu teşvik oldu. Özel sektörün müzeciliğe verdiği önem bu şekilde artmaya başladı ve bunun birçok örneklerini görüyoruz, hepsine çok başarılar diliyoruz. Ama bu konuda İstanbul Modern, gerçekten İstanbul’a ayrı bir değer, ayrı bir renk kattı. Bunda emeği geçen kişiler, sizlersiniz. Eczacıbaşı Ailesi zaten kültür faaliyetlerine yaptığı katkıyla çok iyi bilinir. Ama Oya Hanım da bunun öncülüğünü yaptılar. Dolayısıyla, kendilerini de tebrik ediyorum.

Bir dahaki seneye tekrar buluşmak dileğiyle, yine çok değerli sanat, kültür ve bilim adamlarını burada tanımak ve onları takdir etmek dileğiyle, hepinize tekrar başarılar diliyorum. Yeni Yılınızı şimdiden kutluyorum ve ödül alan değerli sanat ve bilim adamlarını, onları da tekrar tekrar tebrik ediyorum. Sağ olun.

Yazdır Paylaş Yukarı