Erciyes Üniversitesi Sabancı Kültür Merkezi'nde Yaptıkları Konuşma

25.01.2008
Yazdır Paylaş Yazıları Büyült Yazıları Küçült
Saygıdeğer misafirler, değerli konuklar ve çok değerli hemşerilerim; bugün Kayseri ziyaretim vesilesiyle Erciyes Üniversitesi'nde bulunuyor olmak ve bugünkü daha sonra gerçekleştireceğim ödül törenlerine hep beraber şahit olmak benim için gerçekten büyük bir mutluluk ve iftihar kaynağıdır.
Tabii ki Kayseri'den çıkmış, hatta uzun süre 15-16 yıl siyasetçi olarak Kayseri'yi Ankara'da ve Türkiye'de temsil etmiş bir kişiyken, şimdi tüm Türk milletini temsil etme şerefini kazanmış bir kişi olarak aranızda bulunuyor olmak tabii ki benim için çok heyecanlı ve çok büyük bir mutluluk kaynağıdır. Ama şu da bir gerçek ki, Kayseri de gerçekten bütün başarılarıyla çok örnek bir şehir olmuştur. Kayseri'nin başarılarının içerisinde Erciyes Üniversitesi'nin çok ayrı bir yeri vardır. Liseyi bitirdiğim, üniversiteye başladığım yıllarda, 1969 yılında Erciyes Üniversitesi'nin burada temelleri atılırken biz de öğrenciler olarak o zaman şahit olmuştuk. Geçen 40 sene içerisinde Erciyes Üniversitesi'nin gelişmesi, inkişafı gerçekten takdirle karşılanmaktadır. Ama Erciyes Üniversitesi'nin gelişmesinde sadece devletin değil özellikle Kayseri'nin çok değerli iş adamlarının, Kayseri'nin çok saygın müteşebbislerinin çok büyük katkısı olduğunu da herkes bilmektedir. Bu sadece Türkiye'de değil, dünyanın da birçok yerinde örnek olan ve dikkati çeken bir hareket olmuştur. Ben inanıyorum ki Erciyes Üniversitesi ileride sadece Türkiye'de değil bütün dünyada dikkati çeken çok daha önemli bir üniversite olacaktır.
Değerli misafirler, şuna inanıyorum ben: Üniversiteler toplumun aslında lokomotifidir, öncüsüdür, her türlü yeni fikirlerin, yeni akımların düşünüldüğü, tartışıldığı, serbestçe konuşulduğu, daha sonra halka tanıtıldığı ve topluma lokomotiflik yapan yerlerdir. Zaten akademi bunu ifade etmektedir, üniversite bunu ifade etmektedir. Dünyanın en gelişmiş ülkelerine baktığımızda, o ülkelerin aynı zamanda en gelişmiş demokrasilere de sahip olduğunu görüyoruz. Bu ülkelerin hem ekonomik olarak en gelişmiş olmaları, hem de demokratik olarak en olgun ülke olmalarında üniversitelerin çok büyük katkıları olmuştur. Türkiye'de de aynı şekilde üniversitelerimizin Türkiye'nin çok daha güçlenmesine, Türkiye'nin çok daha büyümesine, Türk ekonomisinin, Türk sanayisinin çok daha gelişmesine üniversitelerin çok çok daha fazla katkıları olacağına inanıyorum.
Üniversiteler aynı zamanda düşüncelerin serbestçe ifade edildiği, inançların serbestçe yaşandığı, siyasetin kısır çekişmelerine girmeyen, lüzumsuz ideolojik tartışmalara sahne olmayan merkezler olması gerekir. Ben inanıyorum ki, üniversitelerimiz böyle olacaktır ve bütün enerjilerimiz o zaman Türk halkının daha çok kalkınması, daha çok refahı için seferber edilecektir ve üniversiteler bunun öncüsü olmaya devam edecektir.
Bugün Türkiye'de birçok teknoparklar vardır, bu teknoparklara da öncülük yapan hep üniversiteler olmuştur. Bundan 5 sene önce Türkiye'de 3 teknopark varken, bugün sayıları 20'nin üzerindedir. Ama bunların bazıları çok başarılı olmuştur, bazıları hâlâ başarılı olmak için çalışmaktadır. Kayseri'de Erciyes Üniversitesi'nin teknoparkının çok başarılı örneklerden birisi olduğunu, hatta Türkiye'nin üçüncü başarılı örnek olduğunu biraz önce Rektörle de konuşurken öğrendim.
Yine çok övündüğümüz bir gerçek şudur ki, elimizdeki bugünkü merasimle ilgili sunuşa baktığımızda, dışarıda tek tek dolaşamayacağımız kadar fazla açılışın ve temel atmanın olduğunu görüyoruz. Ama bu üniversitede birçok fakülteleri, birçok binaların yine aynı şekilde daha önce merasimleri yapılarak müteşebbislerimizin ve iş adamlarımızın katkılarıyla yapıldığını biliyoruz. Kayseri'de çok güzel bir gelenek oluşmuştur. Herkes birbiriyle hayır için yarıştadır. O hayırlarını yapma merkezi olarak da üniversiteyi seçmişlerdir. Bu gerçekten çok takdir edilecek bir husustur, herkes tarafından da örnek alınmaya başlanmıştır. Bazı illerimizi gezdiğimizde uğradığım üniversitelerde böyle bir akımın başladığını görmekten büyük bir memnuniyet duyuyorum ve buna Kayseri'nin, Erciyes Üniversitesi'nin öncülük etmiş olmasından da ayrıca gurur duyuyorum bir Kayserili olarak.
Biraz sonra tek tek buraya davet edeceğimiz değerli iş adamlarımız, aslında birikimlerini başka yerlerde değerlendirebilirlerdi. Onlar kendi tercihleriyle, kendi kararlarıyla birikimlerini buraya tahsis etmişlerdir. Rektör Beyin de dediği gibi, 80 milyon doların üzerinde yatırım eğer Erciyes Üniversitesine yapıldıysa bu da çok dikkat çekici bir husustur. Bunun devam edeceğine inanıyorum. Buna inanıyorum ve görüyorum bunun işaretlerini ve bundan da büyük bir mutluluk duyuyorum. Kayseri'de artık Erciyes Üniversitesi o kadar büyümüştür, o kadar olgunlaşmıştır ki iki tane üniversiteyi çıkartmıştır bünyesinden, komşu illerde de yeni üniversitelerin artık filizlenmeye başlandığını, yeni üniversitelerin kurulması yönünde Erciyes Üniversitesi'nin ağabeylik yaptığını, onları teşvik ettiğini de görüyorum ve duyuyorum, bundan da büyük memnuniyet duyuyorum. Bunlar vakıf üniversiteleri olacağı gibi, yeni devlet üniversiteleri de olabilir.
Ama bir hususun altını da çizmek istiyorum. Kurulan üniversiteler gerçekten üniversite gibi olması gerekir, bu çok önemli. Buna eğer devletin kaynakları tam yetmiyorsa, Kayseri örneğinde, Erciyes Üniversitesi örneğinde olduğu gibi iş adamlarını, herkesi daha çok teşvik etmek gerekiyor. Çünkü öğrenciler, üniversitede sadece ders almıyorlar, üniversitede başka bir iklimde yaşıyorlar, önemli olan o iklimi oluşturmak, o bilimsel havayı oluşturmak, o özgürlük havasını oluşturmak ve üniversiteleri liselerden, başka okullardan farklı kılacak bir havayı gerçekleştirmek. Onun için sadece üniversite kurmak yetmiyor, üniversiteye bu iklimi getirecek her türlü desteği ve imkânı da vermek gerekiyor. Spordan müziğe, güzel sanatlardan diğer kültürel faaliyetlere kadar bütün bunların bir üniversite bünyesi içerisinde gerçekleşmesi o kurumu gerçekten üniversite yapmaktadır.
Ayrıca üniversitelerin bilimsel çalışmada bir rekabet ve yarış içerisine girmelerini de çok arzu ediyorum. Bu anlamda belki üniversite sistemimizde değişiklikler, yenilikler yapılabilir, bununla ilgili aslında yeni çalışmalar da yapılmıştır. YÖK bünyesinde daha önce yapılan yeni strateji belgeleri vardır ki, kurumlar kendi kendini değerlendirmiş, kendi kendini eleştirmiş ve üniversitelerin bundan sonraki istikametlerini de hep çizmişlerdir.
Bunlar yapılırken Avrupa Birliği süreci çok katkı sağlamıştır. Bildiğiniz gibi Türkiye Avrupa Birliği'yle müzakerelere başladıktan sonra bir tarama sürecinden geçmiştir ve bu tarama süreci içerisinde bütün kurumlarımızın, bütün hayatımızın Avrupa Birliği standartlarına ulaştırılması için yapılması gerekenler tespit edilmiştir. Bu sürece bütün bakanlıklar gibi üniversiteler ve diğer bağımsız kurumlar da aktif bir şekilde katılmıştır. Ama en başarılı katılanlardan birisi de üniversiteler ve YÖK kurumu olmuştur. Ve bunun neticesinde ortaya çıkan raporlarda üniversitelerde ne tip yenilikler yapmalıyız, üniversitelerimizi bundan sonra hangi istikamette yapılandırmalıyız şeklinde görüşler de tespit edilmiştir. Ümit ediyorum ki, bu önümüzdeki dönemde bütün bu çalışmalar dikkate alınır ve bu doğrultuda üniversiteler yeniden yapılanır ve üniversiteler çok daha fazla bilimsel araştırma ve gelişmeye katkı sağlar.
Doğrusu bunu şunun için söylemek istiyorum, burada çok sayıda üniversite mensubu olduğu için bu fikrimi paylaşmak istiyorum: Türkiye bildiğiniz gibi Avrupa Birliği'nin çerçeve programlarına da katılmaktadır. Bu çerçeve programı Avrupa'nın özellikle Amerika'yla yarışında daha çok araştırma, geliştirme ve teknolojide geride kalmaması için bütün Avrupa Birliği'nin enerjisini toparlamak için bir fon oluşturulmuştur ve bu fonla bütün araştırmalar desteklenmektedir. Türkiye tam üye olmadığı halde geçen dönem 6. Çerçeve Programına katılmıştır. Bunun karşılığında 150 milyon euro vermiştir, millî gelirinin belli bir miktarını, diğer Avrupa ülkeleri de kendi millî gelirlerinin belli oranlarını vermişlerdir. Ama ne yazık ki 150 milyon Euro ödememize rağmen, ancak bundan 50 milyon Euro'luk bir kaynak elde etmişizdir. Bu sadece üniversitelerimizin sorumluluğu değil tabii ki, diğer araştırma kurumlarımızın da, özel sektörün de aslında bu fonlara müracaat etme hakkı vardır. Ama esas bu fonlardan faydalanacak olan da üniversitelerimizdir. Dışişleri Bakanı olduğum süre içerisinde maalesef bu acı gerçeği öğrendiğimde gerçekten çok üzülmüştüm. Hatta Slovenya bile, Avrupa'nın çok küçük, 2,5 milyon nüfusu olan ve iki üniversitesi olan bir ülkenin verdiği proje sayısıyla Türkiye gibi büyük bir ülkenin ve 100'ün üzerinde üniversitesi olan bir ülkenin verdiği proje sayısı aynıydı. Şimdi 7. Çerçeve Programına başlamıştır Avrupa Birliği ve Türkiye olarak biz bu programa girmede bir ara tereddüt ettik. Ama daha sonra daha geniş bir vizyonla düşünülüp bu programa girildi. Çünkü, sadece bu projelerden pay almak değil, Avrupa'nın bu bilimsel iklimi içinde olmak da çok önemli. Bir kez koptuğunuzda bilimden, araştırmadan, teknolojiden uzak düşüyorsunuz. Onun için o iklimin içerisinde olmak, daima o havayı teneffüs etmek, bilim adamlarımızın, üniversite öğretim üyelerimizin, araştırmalarımızın, araştırmacılarımızın bu dünyayla içli dışlı olması bile ayrıca büyük bir getiridir, Türkiye için bir getiridir. Türkiye yine büyük bir fedakârlıkla millî gelirinin belli bir oranını bu fonlara ödeme yapmaya başlamıştır.
Şimdi buradan bütün üniversitelere çağrıda bulunuyorum: Bu programda çok daha aktif olmak, çok daha fazla proje üretmek ve çok daha pay almak için çok da içli dışlı olmalıyız. Yine bu çerçevede bildiğiniz gibi üniversite hocaları ve öğretim üyelerinin Avrupa Birliği'ndeki birçok üniversitelerle değişim programları söz konusudur. 10 binin üzerinde üniversite öğrencisinin bir yılını Avrupa'daki üniversitelerde geçiriyor olması da çok büyük bir fayda temin edecektir Türkiye'ye.
Bütün bunları şunun için söylüyorum: Üniversitelerimizin yapacağı iş çoktur, üniversitelerimizden beklentilerimiz de çoktur. Üniversitelerimiz demin söylediğim gibi toplumun ve ülkenin her sahada lokomotifi olmalıdırlar. Şehirlerimizin gelişmesinde, şehirlerimizin yeni hamleler yapmasında üniversitelerimizin rolü çok büyüktür, bunu Kayseri'de de görüyoruz. Erciyes Üniversitesi'nin sadece kendi kampusu içerisinde değil, bütün bir şehre, hatta çevresine çok büyük katkıları olmuştur. İşte neticede iki üniversiteyi çıkarmıştır.
Ben Türkiye'de bütün bunların gerçekleşeceğine inanıyorum. Türkiye gerçekten çok büyük bir ülkedir. Türkiye aslında bütün çevresi tarafından da çok yakından takip edilen bir ülkedir. Bütün dünyanın da dikkatini üstüne çektiği bir ülkedir. 5 sene sonra inanıyorum ki 1 trilyon dolarlık gayri safi milli hâsılaya ulaştığında Türkiye buna üniversitelerin, araştırma kurumlarının da çok büyük katkısı olmuş olacaktır. O zaman Türkiye çok daha cazip bir ülke olacaktır. İşte bütün bu başarılarda üniversitelerin hem fikir olarak, hem eğitim olarak katkıları ölçülemez derecede çok büyüktür.
Bu katkılarda önemli bir payı olan Erciyes Üniversitesi'nde bulunmaktan, bugünkü törenlere katılıyor olmaktan ayrıca büyük bir mutluluk duyuyorum, büyük bir gurur duyuyorum. Emeği geçen herkesin, üniversite personelini, başta Rektör Beyden bütün idarecilerine kadar, bütün arkadaşlarına kadar, bütün öğretim üyelerine, daha önce katkısı geçen değerli rektörlere, bütün çalışanlara çok çok teşekkür ediyorum. Tabii Kayseri'nin yöneticilerine, belediye başkanlarına, valilerine, Kayseri'nin diğer idarecilerine, onlara da üniversiteye verdikleri katkıdan dolayı çok teşekkür ediyorum. Bir şehirde o şehrin yöneticileri; valiler, belediye başkanları, yargı mensupları, üniversite arasında çok büyük bir uyum, çok iyi bir dayanışma söz konusu olduğunda o şehirde inanılmaz sinerji ortaya çıkıyor ve o şehirlerde inanılmaz başarılar oluyor. Kayseri bu örneklerden birisidir. İnanıyorum ki bu tip örnekler Türkiye'de çok daha fazla artacaktır. Gittiğim yerlerde bu tip harmoniyi, bu tip uyumu görmekten inanın büyük bir gurur duyuyorum, büyük bir mutluluk duyuyorum.
Ben tabii ki en büyük teşekkürü iş adamlarımıza yapıyorum, müteşebbislerimize yapıyorum. Onlar başka yerlerde değerlendirebileceği birikimlerini üniversitelerde değerlendirerek çok büyük bir akıma önderlik yaptılar Türkiye'de ve buna devam ediyorlar. Kendileri de inanıyorum ki bundan çok büyük bir haz alıyorlar. Onlara da bütün Kayseriler adına burada teşekkür ediyorum. Ayrıca Türk milletinin onlara olan takdir ve şükran duygularını ifade etmek istiyorum.
Tekrar hepinizi saygıyla sevgiyle selâmlıyorum.
Yazdır Paylaş Yukarı