Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri Töreni'nde Yaptıkları konuşma

30.12.2009
Yazdır Paylaş Yazıları Büyült Yazıları Küçült
Değerli Misafirler,
Değerli Konuklar,
Değerli Kültür İnsanları,
Bugün burada, bu seneki Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri Töreni için beraberiz. Bundan büyük bir mutluluk duyuyorum.
2009 senesi dolarken, 2009 senesini böyle güzel bir kültür ve sanat faaliyetiyle tamamlamak üzereyiz. Tabii günümüz dünyası hızla değişmektedir. Bu değişim içerisinde, çok büyük yenilikler olmaktadır. Teknoloji değişmektedir, ekonomik büyüklük söz konusudur ve ülkeler çok gelişmekte ve genişlemektedir. Ama gelişim sadece teknolojinin gelişmesiyle, ekonominin büyümesiyle ifade edilirse, biraz yalın kalır. Eğer, ülkeler gelişirken sanat hayatı, kültür hayatı, fikir hayatı, entelektüel dünyası, derinliği de genişliyorsa, etkili hale geliyorsa, dünyaya bu yönde de bir katkı yapıyorsa, esas genişleme veya esas büyüme, gelişme bu anlamda söz konusu olmaktadır. O açıdan kültür ve sanat faaliyetlerine gerçekten çok önem veriyorum ve ülkemizin kültür ve sanat alanındaki başarılarını yakından takip ediyorum. Sanatçılarımızın başarılarıyla her zaman gurur duyuyoruz.
Bu çerçeve içerisinde "Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri" bu düşüncelerle kurulmuş ve düzenli bir şekilde verilmeye başlanmış ve genellikle de bu ödüller verilirken, sanatçılarımızın bütün hayatları boyunca yaptıkları başarılar, eserleri değerlendirilmiş ve onun bir hülasası neticesinde onlara ödüller verilmiştir. Bu anlamda baktığımızda da daha önceki yıllarda ödüller, genellikle yaş olarak çok olgunlaşmış sanatçı ve kültür adamlarımıza verilmiştir. Çünkü hayatlarının bütün başarıları hep böyle değerlendirilmiş ve bu şekilde olmuştur. Ama bu sene doğrusu bu anlamda bir değişiklik oldu. Hemen karşımızda oturan değerli sinema sanatçısı ve yapımcısı Sayın Nuri Bilge Ceylan, bu anlamda bu geleneksel değerlendirmeyi değiştirdi ve genç, değerli bir sanatçı olarak bu ödüle layık görüldü. Bu sene biraz önce burada da sunulduğu gibi, Sayın Uğur Derman'a geleneksel sanat dalında; sinema dalında Sayın Nuri Bilge Ceylan'a; Kültür ve Sanat Kurumu olarak da Sakıp Sabancı Müzesi'ne bu ödüller verildi.
Sayın Nuri Bilge Ceylan'ın, hayat hikayesini ve başarı öyküsünü burada takip ettik. Onun için konuşmamda tekrarlamak istemiyorum. Kısa süre içerisinde başarısını sınırlarımızın dışarısına taşıdı ve Cannes Film Festivali'nde büyük ödülü alarak bunu ispatladı. Bu hepimize tabii büyük bir kıvanç verdi. Hepimizin hafızamızda kalan bir sözü var; "Tutkuyla sevdiğim yalnız ve güzel ülkeme adıyorum bu ödülü." demiştiniz. Bu bütün Türk halkı üzerinde gerçekten çok büyük etki yaptı. Bir sanatçı kişiliğiyle duygularınızı siz böyle ifade ettiniz. Ama ben bir devlet adamı olarak da şunu söyleyeyim: Ülkemiz artık yalnız değil. Yani dışarıda ülkemizin destekçileri de çok. Uluslararası kurumlarda en yüksek oyları alarak Türk adaylar seçiliyorlar. Bunların çok güzel örnekleri var. Ama sizin bu çok güzel duygusal ifadeniz, bütün Türk halkında da çok güzel bir duygu bırakmıştı. Sizi tekrar tebrik ediyorum, başarılarınızın devamını diliyorum. Siz edebî dille sinema dilini birleştirirken, bir yandan da kendi sinema dilini bulan yönetmenlerimiz arasına girdiniz. Bu anlamda tabii ki çok özel bir yeriniz var. İnanıyorum ki çok güzel yine filmler yapacaksınız ve çok fazla başka ödüller de kazanacaksınız. Onlarla hem Türkiye'yi tanıtacaksınız hem başarılarınıza başarılar ekleyeceksiniz.
Diğer ödülü kazanan sayın Uğur Derman; yine bu kısa filmde gördüğünüz gibi, siz hep tarihi mirasımızın bu günlere taşınmasında çok emeği geçmiş bir kişisiniz. Herkes sizi biliyor, çok öğrenci yetiştirdiniz. Çok güzel şeyleri, perdenin arkasından organize ettiniz. Özellikle hat sanatının, ebru sanatının, klasik sanatlarımızın unutulmasını önlediniz. Onların yeniden kazandırılmasını ve cazip hale gelmesini çok temin ettiniz. Burada belediyelerin de çok büyük hizmetleri oldu, bunu da ifade etmek isterim. Onlar da kültür ve sanat faaliyetlerine çok önem verirken, özellikle hat ve ebru sanatının yaygınlaşması konusunda, çok güzel hizmetler sundular. Ama siz unutulmakta olan, kaybolmakta olan bir sanat dalını, dallarını daha doğrusu, onları bugüne taşıdınız. Bu sanat dalları bugün birçok talebeniz vasıtasıyla geleceğe bu şekilde taşınacaktır. Bundan dolayı, sizin çok haklı bir şekilde ödüllendirilmeniz gerçekten gerekiyordu.
Diğer bir ödül, Sabancı Müzesi'ne verildi, gördüğünüz gibi. Bu da kurumsal anlamda çok önemli. Müzecilik, bir ülkenin bütün tarihi birikimi derken, biz genellikle birkaç yüz yıllık tarihi anlarız. Hâlbuki bütün insanların izlerini demem daha doğrusudur. Arkeolojiden başladığımızda eski çağlardan bütün bunların, bugün dünyada yaşayan insanlara sunulması, aslında. Bu bakımdan tabii ki devlet müzeleri var. Ama özel müzeciliğin son yıllarda gelişiyor olmasından büyük bir memnuniyet duyuyoruz. Buna devletin de tabii büyük katkıları oluyor ama, bu inisiyatifi çok değerli iş adamlarımız başlattılar. Birçok örnek var, bunların hepsiyle de büyük bir gurur duyuyoruz. Ama Sabancı ailesi, tabii bu konuda çok dikkati çeken bir müzecilik örneği sergilemeye başladı. Sadece kendi müzesindeki -biraz önce filmde sunulan- çok kıymetli eserleri sunmakla, sergilemekle değil ama, dünyanın çok ender, nadir, çok güzel sergilerini de Türkiye'ye getirmekle kültür hayatımıza gerçekten büyük bir hizmet sundu. Biraz önce de söylendiği gibi, bunların çok değerli olanlarından birkaçını ben de burada tekrarlamak istiyorum. "İstanbul'da Bir Sürrealist: Salvador Dali", Portekiz Cumhurbaşkanıyla beraber gelip, açılışını beraber yapmıştık; "Lizbon Bir Başka Şehirden Hatıralar", çok güzel sergiydi bunlar. Yine Louvre koleksiyonundan toplanan "Başyapıtlarla İslam Sanatının Üç Başkenti: İstanbul, İsfahan, Delhi", hepsinin altında Türk kültürü vardır bunlarda. O da çok güzel bir sergiydi. Onu da gelip gezmiştim, açılışını yaptığım yine sergilerden birisiydi. "Abidin Dino - Bir Dünya", "Cengizhan ve Mirasçıları - Büyük Moğol imparatorluğu", "Picasso İstanbul'da", "17. Yüzyıl Avrupasında Türk İmajı", "Heykelin Büyük Ustası Rodin İstanbul'da" gibi; aslında bizim fırsat bulup da gidemediğimiz, göremediğimiz veya görme imkanı bulamadığımız, bu büyük sanat olaylarını, Sabancı Müzesi Türkiye'ye getirerek bütün Türk sanatseverlere, kültür insanlarına sunma fırsatını bu şekilde göstermiş oldu. Bundan dolayı da kendilerini gerçekten takdir ediyoruz ve başarılarının devamını diliyoruz.
Portekiz'i bir ziyaretimde, Gulbenkian Müzesi'ni ziyaret etmiştim. O zaman o özel müzeyi görünce doğrusu yıllar önceydi, çok etkilenmiştim. Büyük bir müze ve içindeki her şey de neredeyse, Türkiye'den o zaman götürülmüş. Aslında o zaman o müzeyi Türkiye'de açmak istemiş ama, o zamanki şartlar işte anlaşılan müsait olmamış. O da Lizbon'u İstanbul'a çok benzettiği için o müzeyi orada açmış. Yoksa Amerika'ya götürmek üzereymiş. O zaman onu görünce, Türkiye'de de bu şekilde özel müzelerin, bir zaman gelecek ve çok etkin olacağını açıkçası düşünmemiştim. Ama bugün Sabancı Müzesi başta olmak üzere, diğer yine çok değerli özel sektörün müzeleri var. Onların Türk kültür ve sanat hayatına ne kadar çok zenginlik kazandırdığını görmekten büyük bir mutluluk duyuyoruz.
Ben tekrar hepinizi tebrik ediyorum. Ve gelecek yıl, yine Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödüllerinde buluşmak üzere diyorum. Belki o zaman sanatın başka dallarında ödüller verilecektir. Her sene değişik dallarda heyetimiz ödül veriyor. Bu sene bu üç dalda ödüller verildi. Geçen sene hatırlarsanız başka dallar vardı ve gelecek sene başka sanat dallarını takdir edeceklerdir. O zaman buluşmak üzere, hepinize iyi dileklerimi sunuyorum ve yeni yılınızı da şimdiden kutluyorum. Yeni yılın hepiniz için çok daha iyi olmasını, kültür ve sanat hayatının çok daha parlak geçmesini temenni ediyorum.
Hepinize tekrar tebriklerimi sunuyorum, sağolun.
Yazdır Paylaş Yukarı