Türk-Kore İş Forumu'nda Yaptıkları Konuşma

15.06.2010
Yazdır Paylaş Yazıları Büyült Yazıları Küçült
Değerli Bakanlar,
Türkiye'nin ve Kore'nin Çok Saygıdeğer İş Adamları,
Sözlerime başlamadan önce hepinize sevgilerimi sunmak istiyorum. Bizi kardeş ülke bilen, aramızda mesafe çok olmasına rağmen, dostluğu çok güçlü olan Kore'yi ziyaret etmekten ve bu münasebetle bugünkü İş Forumunda sizlerle beraber olmaktan gerçekten büyük bir memnuniyet duyuyorum.
Değerli Misafirler, Değerli İş Adamları,
Türkiye ile Kore arasındaki ilişkilerin ne kadar güçlü olduğunu, hem Koreliler hem de Türkler çok iyi bilmektedirler. 60 yıl önce burada Türk askerleri, Koreli askerler ve uluslararası orduda başka ülkelerin askerleri omuz omuza çatışmışlar, omuz omuza savaşmışlardır. Hürriyet için, bağımsızlık için omuz omuza büyük bir mücadele vermişlerdir. İşte o mücadeleye Türkiye, en şiddetli döneminde, en kanlı, en sıcak harplere 15 bin askerle katılmıştır. 1971 yılına kadar Türkiye'nin askerleri Kore'ye gelmişler ve askeri varlığımız burada devam etmiş. Ve neticede 55 bin Türk askeri Kore'yi ziyaret etmiş ve burada bulunmuştur. Bunların 15 bini sıcak savaşın içinde olmuş, diğerleri de burada Kore'nin güvenliğine katkı sağlamışlardır. İşte bundan daha sağlam dostluk kuran, bundan daha sağlam ilişkileri pekiştiren başka ne olabilir? Bundan dolayı dünden itibaren karşılaştığım bütün Koreliler, görüşürken, sözlerine başlarken bana hep "kan kardeşi" diye hitap ettiler. Bundan gerçekten çok hislendim.
Bugün de Türkiye ile Kore arasındaki ilişkiler güçlü bir şekilde devam etmektedir. Bunu 2002 yılında, Dünya Kupası yarı final maçlarında, Türkiye ve Kore milli takımları maç yaparken gördük. Aslında bir ülkenin milli takımı başka bir ülkenin takımıyla maç yaparken, çok doğal olarak herkesin sadece kendi milli takımına sevgi göstermesi gerekiyor. Ama bütün dünyayı gerçekten etkileyen ve Türk halkını çok derinden etkileyen bir şekilde Kore halkı, hem kendi milli takımlarını hem Türk milli takımını destekleyerek, sevgi gösterisinde bulunarak, bu dostluğun unutulmadığını, o zaman Korelilerin hürriyeti ve bağımsızlığı için, kan döken Türklere şükran duygularını muhafaza ettiklerini göstermiştir ki, bundan da biz Türkler çok etkilendik.
Yine size bir örnek vermek isterim. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki-moon, Kore'nin eski Dışişleri Bakanı malum. Ben de Dışişleri Bakanlığı yaptığım dönemlerde Türkiye'yi ziyaret ettiğinde, "Üsküdar'a giderken" türküsünü söyledi. Çok hayret ettim. "Nereden biliyorsun" dedim, "Kore'de çok popülerdir" dedi. "Bu ta savaş yıllarından kalma bir hatıradır. Bütün Koreliler bilir" dedi. Bugün de Sayın Cumhurbaşkanı Lee ile buluşmak için Cumhurbaşkanlığı Sarayına gittiğimizde, oradaki bando milli marşlarımızdan sonra bunu mükemmel bir şekilde çaldı. Bütün bunlarla, aramızdaki dostluğu, mesafeye rağmen, uzak mesafeye rağmen, ne kadar güçlü olduğunu bir kez daha hatırlattı; her ne kadar bunu buraya katılanlar çok iyi biliyorlarsa da.
Şimdi tabii ki bu dostluğu ticarete, ekonomiye, karşılıklı işbirliğine ve dayanışmaya çevirmenin zamanı. Siyasi ilişkilerimiz mükemmel bir şekilde devam ediyor Kore ile. Türkiye ve Kore birbirini daima destekliyor. Son olaylarda bile bu destekler kendini göstermektedir. Ticaret hacmimize baktığımızda, 3 milyar doların üzerinde olduğunu görüyoruz. Her ne kadar ticaret hacmi dediysem de, ticaret hacmi, "iki ülkenin birbirine sattıklarının toplamı" demektir. Ama burada neredeyse tek yanlı bir ticaret hacmi vardır. Bunun yüzde 93'ü Koreli firmalara aittir. Yani 3 milyar doların biraz üstünde, 3,5 milyar dolara yaklaşan ticaretin yüzde 93'ünü, Kore'nin ihracatı, Türkiye'ye olan ihracatı meydana getirmektedir. Maalesef Türkiye'nin Kore'ye olan ihracatı çok az denecek kadar düşük bir noktadadır. Bu tabii dengesizlik. Aslında bir şekilde giderilmesi gerektiği kanaatindeyim. Ama ben ticaretten çok ekonomik dengeye daha çok bakan bir insanım. Ticarette bir ülke fazla verebilir. "Tabii fazla verir" derken, bu kadar büyük bir dengesizlik değil ama, esas ekonomik dengeye baktığımızda, yatırımlar, turizm, diğer faaliyetler eğer bunu dengeliyorsa, o zaman da özen gösterilebilir.
Değerli Konuklar, Değerli İş Adamları,
Aslında Kore dünyanın büyük ekonomilerinden birisi. İhracatı 350-380 milyar dolar civarında. Kore aynı zamanda büyük ithalat yapan bir ülke. 300 milyarın üzerinde bir ithalatınız da var. Dolayısıyla Kore'nin bu büyük ithalatı içerisinde eminim ki Türkiye'ye satabilecekleri olabilir. Burada Türk iş adamlarının, Türk ihracatçılarının biraz doğrusu çaba göstermesi ve ürünlerini Kore'ye tanıtması gerekiyor. Türkiye'nin ihracatı da aslında büyük. Türkiye'nin, kriz döneminde 100 milyar doları geçen bir ihracatı vardır. Ve ihracatının yüzde 90'ı sanayi, endüstri ürünüdür. Dolayısıyla her iki ülkenin hâlâ birbirine satabilecekleri olduğuna inanıyorum. Bunun için biraz yoğun bir çalışmaya ihtiyaç olduğu kanaatindeyim.
Bu sene sonunda imzalanmasını beklediğimiz, -bugün Sayın Cumhurbaşkanı Lee ile de konuştum- Serbest Ticaret Anlaşması, ümit ederim ki hem Kore'nin hem de Türkiye'nin karşılıklı satışlarını arttırır ve ticaret hacmimiz daha da büyür. Şüphesiz ki bunun ötesinde yatırımlar söz konusudur. Ekonomik işbirliği dediğimizde, ticaret bir ayağıysa, yatırımlar da başka bir ayağıdır.
Yatırımlar söz konusu olduğunda da yine bu dostluğumuza ve yakınlığımıza yakışan bir yatırım seviyesi de maalesef ortada yok. Kore'nin yurt dışında çok büyük yatırımları olduğunu biliyoruz. Ticaret fazlası veren bir ülke dışarıya çok yatırım yapıyor demektir. Türkiye'deki yatırımları Kore'nin, yarım milyar doları ancak aşmıştır. Yani 600 milyon dolar civarındadır. Bu da çok küçük bir rakamdır. Halbuki Türkiye yatırımlar açısından çok cazip bir ülkedir. Kriz yılında bile Türkiye 8 milyar dolarlık doğrudan yatırım almış bir ülkedir. Son 10 sene içerisinde 80 milyar doları aşan yabancı sermaye yatırımı almış bir ülkedir. Bununla da şunu söylemek istiyorum: Türkiye yatırım yapılabilir ve yatırım ortamı iyi olan bir ülke. Çünkü son 7-8 sene içerisinde çok köklü ekonomik reformlar yapmış, yabancı ve yerli ayırımını tamamen kaldırmış, ticari hukukunu, ekonomiyle ilgili bütün hukukunu, evrensel standartlara ve özellikle Avrupa Birliği standartlarına çıkartmış bir ülkedir. Böyle bir ülkede güven sorunu söz konusu değildir. Böyle bir ülkede ekonomik yatırımların getirisi de hayli yüksektir. Ve bu noktada özellikle Koreli iş adamlarının yatırımcıların dikkatini çekmek isterim ki, Türkiye riski çok düşük olan, çünkü AB ile müzakere sürecine başlamış olan bir ülke. Bütün kriterlerini ona göre ayarladığı için riski küçük olan ama, getirisi yüksek olan nadir ülkelerden birisidir Türkiye. O açıdan Koreli firmaları Türkiye'ye yatırıma bir kez daha davet ediyorum. Mevcut olan örneklerimiz de başarıyla devam etmektedir. Aranızda ortaklarınız vardır. Türk ortaklarınız vardır. Eminim ki onlardan daha çok bilgiler de alıyorsunuzdur.
Bir başka nokta da şu: Türkiye ve Kore sadece kendi ülkelerinde değil, üçüncü ülkelerde de çok beraber çalışabilirler. Bunun da çok büyük potansiyeli olduğu kanaatindeyim. Özellikle müteahhitlik alanında Türk firmalarının çok başarılı olduğunu eminim ki sizler de çok yakından biliyorsunuzdur. Öyle ki, "Dünyanın en büyük 225 uluslararası müteahhidi" listesinde Türk müteahhitlik sektörü 31 firmayla ikinci sırada yer almaktadır. Yine dünyadaki 225 büyük müteahhitlik firmaları içerisinde Kore'nin de 13 tane firması var. Dolayısıyla iki ülke beraber Ortadoğu'da, Orta Asya'da, Rusya'da, Mağriplerde, Afrika'da beraber çalışabilirler. Bu çalışma potansiyeli de çok büyüktür.
Enerji alanındaki işbirliğinin boyutu yine çok önemlidir. Bugün Sayın Cumhurbaşkanı'yla yaptığımız toplantıdan sonra, nükleer enerji konusunda Türkiye ve Kore'nin işbirliği yapması için değerli bakanlarımız mutabakat anlaşması imzalamışlardır. Türk ekonomisi Avrupa'nın en hızlı büyüyen ekonomisidir. Dolayısıyla önümüzdeki yıllarda Türkiye'nin enerji talebi çok büyük olacaktır. Mevcut kapasitemiz yeterli değildir. Türkiye de, Kore gibi maalesef enerjide dışa bağımlı bir ülkedir. Petrol ve gazın neredeyse tamamını dışarıdan alıyoruz. Onun için nükleer enerji bizim için kaçınılmazdır. Bu yönde, özellikle Sinop'ta kurulacak nükleer santralle ilgili Kore ve Türkiye'nin işbirliğine çok önem veriyoruz. Bunun ilk adımı daha önce atılmıştı. İkinci adımını bugün imzaladığımız Mutabakat Anlaşmasıyla attık. Ve detaylarına girdikçe ben inanıyorum ki Türkiye ve Kore bu sahada güzel bir örnek vereceklerdir.
Şüphesiz ki turizm de yine önemli bir ticari faaliyettir, ekonomik faaliyettir; sadece kültürel faaliyet değildir. Geçen sene Türkiye 27 milyon turist misafir etmiş bir ülkedir. Dünyanın her tarafında turizm sektörü geriye giderken ve turist sayısı azalırken sadece Türkiye'de turist sayısı yüzde 2,5 artış göstermiştir. Bu, Türkiye'nin turistler için güvenli bir bölge olduğunu, aynı zamanda hizmet standardının yüksek olduğunu göstermektedir. Kore'den Türkiye'ye gelen turist sayısı maalesef 100 bine dahi ulaşmamıştır. Dolayısıyla bu rakamın da artış göstermesi, inanıyorum ki, o ticaretteki dengesizliği giderecek bir faaliyet olacaktır. O bakımdan çalışmalarımızı bütün bu söylediğim konular üzerinde yoğunlaştırarak geliştirmemiz gerektiği kanaatindeyim.
Eminim benden önce yapılan konuşmalarda, sabah yapılan konuşmalarda değerli iş adamlarımız, firmalarımızın değerli temsilcileri sizleri Türkiye ile ilgili olarak yeteri kadar bilgilendirmiştir. Türkiye Avrupa Birliği'ne tam üyelik yolunda müzakere yapan bir ülkedir ama, Avrupa Birliği ile 15 yıl önce tam gümrük birliği içerisine girmiş yine nadir ülkelerden biridir. Öyle ki Avrupa Birliği'nin bazı tam üyeleri bizden sonra gümrük birliğine girmişlerdir, tam üye olduktan sonra gümrük birliğine girmişlerdir. Türkiye'nin de Avrupa ile gümrük birliği içerisinde olması, Türkiye'ye yapacağınız yatırımlardan dolayı size, sadece Türk pazarına değil, bütün Avrupa pazarına hitap etme imkanını sağlamaktadır. Türk pazarı sadece Türkiye ve Avrupa ile de sınırlı değildir. Türkiye, komşu ülkeleriyle serbest ticaret anlaşması imzalamış, Mısırdan Suriye'ye, Mağrip ülkelerinden Gürcistan'a kadar birçok ülkeyle serbest ticaret anlaşması imzalamıştır. Orta Asya'daki cumhuriyetlerle çok özel ilişkisi olan bir ülke olduğundan, Türkiye'ye yapacağınız yatırımların hitap edeceği pazar, gerçekten çok büyüktür, çok geniştir. O bakımdan Türkiye'yi daha ince ve daha derin bir şekilde değerlendirmek, eminim ki Türk pazarının cazibesini, Kore firmalarının gözünün önüne bir kez daha getirecektir. O bakımdan hem Türklerin hem Korelilerin çok çalışması gerektiği kanaatindeyim.
Aramızda ön yargılar yok. Tam tersine aramızda büyük bir dostluk ve karşılıklı büyük bir saygı söz konusudur. Bizim Korelilerin ne kadar çalışkanlığına saygımız ve hayranlığımız gerçekten çok büyüktür. Türk halkı da çok çalışkandır. Türk firmaları da gerçekten çok başarılıdır. Türkiye'nin dışarısında çok büyük projelere imzalarını atmışlardır. Bunların hepsiyle gurur duyuyoruz. Gelin hep beraber, daha çok çalışalım, daha çok işbirliği içerisinde olalım. Türkiye Cumhurbaşkanı olarak bütün Kore firmalarına, yatırımcılara, burada güçlü bir çağrıda bulunuyorum: Türkiye'ye geldiğinizde herhangi bir engelle herhangi bir bürokrasiyle karşılaşmayacaksınız. Eğer yıllar önce Türkiye'de olumsuz tecrübeleriniz varsa, bugünkü Türkiye'nin tamamen farklı bir Türkiye olduğunu sizlere burada duyurmak isterim. Sizin işlerinizi en süratli bir şekilde takip eden Türkiye'de yatırım ajansı vardır. Tahmin ederim onlar da size sunum yapmışlardır. Bütün kapılar açıktır. Yeter ki Türkiye'de iş yapın ve yeter ki yatırımlarınızı güçlü bir şekilde takip edin. Ben hepinize başarılar diliyorum. Türkiye'de birkaç örnek var, bunlardan birisi Hyundai. Zaten Türk-Kore İş Konseyi'nin de Başkanı Ali Kibar masamızda oturuyor. Odalar Birliği Başkanı Sayın Rifat Hisarcıklıoğlu ve diğer bütün iş adamlarımız size Türkiye'de her türlü kolaylığı sağlayacaklar ve her türlü kılavuzluğu yapacaklardır. Hepinize başarılar diliyorum, afiyet olsun.
Yazdır Paylaş Yukarı