
Türkiye'nin en karanlık gecelerinden biri olan 15 Temmuz darbe girişiminin üzerinden 10 yıl geçti. 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, kalkışmanın ilk anlarından itibaren sergilediği kararlı duruş, vatandaşlarla tuttuğu demokrasi nöbetleri ve kurumlara verdiği destekle bu tarihi direniş sürecinde milli iradenin ve demokrasinin en güçlü savunucularından biri oldu.
Kalkışmaya Karşı Net ve Kararlı Duruş
15 Temmuz 2016 gecesi, darbe girişiminin henüz ilk saatlerinde NTV ve CNN Türk televizyon yayınlarına bağlanan 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, vatandaşlara "Düşüncesi, fikri, partisi ne olursa olsun farklılığını kenara bırakmalı ve demokrasi için sımsıkı sağlam durmalı." sözleriyle seslendi. Türkiye'nin bir Latin Amerika veya Afrika ülkesi olmadığını ve bu kalkışmanın emir komuta zinciri dışında yaşandığını vurgulayan Gül, darbecilere yönelik olarak "Hatada olanlar vazgeçip kışlalarına çekilsin. Bir daha milletin yüzüne bakamayacak hale gelirler. Saldırganlık olmadan, çatışmaya fırsat vermeden demokrasiye sahip çıkma günüdür." diyerek çok net bir çağrıda bulundu.
Sabahın ilk ışıklarında ise Atatürk Havalimanı Devlet Konukevi'ne geçerek Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile bir araya geldi. Burada yaptığı açıklamada, "Türk Silahlı Kuvvetleri'ne böyle bir kara lekeyi vuranları tarih hiçbir zaman unutmayacaktır. Bu çağda böyle bir teşebbüsün hiçbir zaman başarıya ulaşamayacağını anlamayacak kadar akıl ve izandan yoksun olduklarını da göstermişlerdir." ifadelerini kullanarak tepkisini dile getirdi ve Türkiye'nin bu utançtan süratle çıkarılarak ufku açık, herkese ümit veren pozitif bir gündemle yoluna devam etmesi gerektiğinin altını çizdi.
>Atatürk Havalimanı’nda Basın Mensuplarına Yapılan Açıklama
Demokrasi Nöbetlerinde Halkla Tek Yürek
11. Cumhurbaşkanı Gül, darbe girişiminin püskürtülmesinin ardından başlatılan demokrasi nöbetlerinde halkı yalnız bırakmadı. Vatan Caddesi'ndeki İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü önünde toplanan kalabalığa seslenirken, "Bu ülkeyi sahipsiz sananlar, bir gece darbesiyle yönetimi ele geçirmek istedi. Sizin sokaklara çıkıp tankların, silahların önüne göğsünüzü siper etmeniz bütün ümitlerini tüketti." diyerek vatandaşların cesaretinin darbecileri perişan ettiğini ve sokaklarda çok asil bir duruş sergilendiğini vurguladı. Kısıklı'da Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın evinin önündeki nöbette ise "Gördünüz ki bir gece baskınıyla bu ülkede artık yönetim değiştirilemez. Bütün vatandaşlarımızla gurur duyuyorum." sözleriyle milletin dik duruşunu takdir etti ve bu karanlık girişimi yapanların aklını başkalarına kiraya vermiş zavallılar olduğunu ifade etti. Beykoz'da katıldığı demokrasi nöbetinde ise yaşananları cumhuriyet tarihinin en büyük utancı olarak niteleyerek, "Hiçbir şey görmedi gözünüz. Sadece bu vatanı karanlık bir döneme girmekten, bir cuntanın hakimiyetine girmesinden korudunuz. Bütün dünya Türk halkının bu cesareti ve fedakarlığıyla gurur duydu ve hayran oldu." sözleriyle direnişin tarihi önemine dikkat çekti.
Şehit Ailelerine Vefa ve Acıda Ortaklık
Sürecin en acı yanlarından biri olan şehit cenazeleri ve taziye ziyaretleri, Gül'ün programının en önemli parçasıydı. Fatih Camii ve Marmara İlahiyat Camii'nde düzenlenen törenlerde, aralarında yakın dostu Erol Olçak ve oğlu Abdullah Tayyip Olçak’un da bulunduğu demokrasi şehitlerini uğurladı. Şehit polis memuru Erol İnce'nin, köprüde yaralanıp on dokuz gün sonra şehit düşen Cengiz Hasbal'ın cenazelerinde saf tutan Gül; ayrıca tanklara karşı dururken yaşamını yitiren Türkan Tekin ve Prof. Dr. İlhan Varank'ın ailelerine taziye ziyaretlerinde bulunarak acılarını paylaştı. Çengelköy'de 17 şehit veren Sabancı Polis Karakolu'nu da ziyaret ederek o zorlu geceyi yaşayan emniyet mensuplarına destek verdi.
Gazi Meclis'e ve Kurumlara Ziyaretler
Darbe girişimi sırasında ağır hasar gören kurumlara yapılan ziyaretler, birliğin tesisi açısından kritikti. Bu kurumların başında gelen Türkiye Büyük Millet Meclisini ziyaret eden Abdullah Gül, meclisin planlı bir şekilde bombalanacağını kimsenin hayal edemeyeceğini belirterek bunun tarihe bir kara leke olarak geçtiğini ifade etti. Gül, TBMM Başkanı İsmail Kahraman ile Genel Kurul Başkanlık Divanının arkasındaki salonda bir araya geldi. Görüşmede Başbakan Binali Yıldırım, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, TBMM Başkanvekili Pervin Buldan, Başbakan Yardımcısı Nurettin Canikli, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ ve MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay da hazır bulundu. Gül, "Siyasi partiler arasındaki yapıcı diyalog halkın da beklediği manzaraydı." diyerek; CHP, MHP, HDP ve toplumun tüm kesimlerinin birlik içinde darbeye karşı çıkmasının Türkiye için büyük bir övünç kaynağı olduğunu dile getirdi. Farklı görüşlerin çoğulculuğun ve demokrasinin bir şartı olduğu kadar, diyaloğun da demokrasinin vazgeçilmez bir unsuru olduğunu vurguladı.
11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı Külliye’de ziyaret ederek birlikte olup biteni değerlendirdiler. Çankaya Köşkü’nde Başbakan Binali Yıldırım ile görüşen Gül hükümete olan desteğini yineledi. Gül ayrıca Genelkurmay binasına giderek Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar’a geçmiş olsun ziyaretinde bulundu.
Ayrıca Gül, darbecilerin baskınına uğrayan AK Parti İstanbul İl Başkanlığı'nı ve büyük bir direnişin yaşandığı İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ni ziyaret ederek geçmiş olsun dileklerini iletti. Darbe gecesi foto muhabiri Mustafa Cambaz'ı şehit veren Yeni Şafak Gazetesi’ne de giderek basına yönelik saldırıları kınadı ve yaşananları "En kanlı ve en cüretkâr darbe girişimi" olarak tanımladı.
Süreç, 7 Ağustos'ta Yenikapı Meydanı'nda düzenlenen ve Gül'ün de devlet erkanı ile birlikte katıldığı Demokrasi ve Şehitler Mitingi ile tarihi bir birliktelik tablosuna sahne oldu. 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, on yıl önce o karanlık günlerde gösterdiği duruş, sükûnet çağrıları ve milletin iradesine duyduğu inançla demokrasi tarihine önemli notlar düşmüş oldu.
TBMM Darbe Araştırması Komisyonu'na Değerlendirmeler
Sürecin ilerleyen döneminde 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, TBMM Darbe Araştırması Komisyonu'nun talebi üzerine 15 Temmuz darbe girişimine, FETÖ'nün devlet içindeki yapılanmasına ve bu tür tehditlere karşı alınması gereken kalıcı önlemlere dair kendisine yöneltilen soruları detaylı bir şekilde yazılı olarak yanıtlamıştır.
Komisyona gönderilen bu kapsamlı değerlendirmede; örgütün Türkiye tarihinde örneği görülmemiş bir "takiyye" (gizlenme) usulüyle ordu ve devlet kademelerine sızdığına dikkat çekilmiş, hür irade vurgusu yapılarak "İnsanlar gerek dini gerek ideolojik gerekse siyasi mülahazalarla akıl ve fikirlerini bir kişiye veya gruba emanet etmemelidir" uyarısında bulunulmuştur. Ayrıca yaşanan bu acı tecrübelerden alınması gereken en büyük dersin; her türlü ayrımcılıktan uzak, şeffaflığı, hukukun üstünlüğünü ve liyakati garanti altına alan, yüksek standartlarda demokratik bir sistemin inşası olduğu ifade etmiştir.
11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün TBMM Darbe Araştırması Komisyonu'na sunduğu değerlendirmelerin tamamını okumak için buraya tıklayınız